Antakya – Sultan Sofrası

Mayıs 23rd, 2012

Hatay Sultan Sofrası, Antakya – Hatay’da bölge mutfağını en iyi uygulayan mekanlardan biri. Merkezi konumda, güzel tasarlanmış, temiz bir mekan.

İlk olarak bölgenin vazgeçilmezi zahter salatasını söyledik.

Zahter salatamız üzerine sıkılmış nar ekşisi ile nefis bir tad bırakıyor.

Arkasında oruklarımız (içli köfte) geliyor.

Daha sonra humus söyledik ve harika bir humus geldi. Ancak şu satırları yazarken farkına varıyorum ki humusun fotoğrafını çekmeyi unutmuşum. Ama bölgede yediğim belki de en iyi humus olduğunu söylemem lazım.

Arkasından aşur söyledim.

Aşur buğday, et, nohut ve baharatlarla yapılan bir bölge yemeği. Antakya yöresinin keşkek türü diyebiliriz. Çok lezzetli bir uygulama…

Ve assolist sona:

Nefis bir kağıt kebabı. Menüsünde “Kağıtta pişirilmiş kıyma et” diye tarif ediliyor.

Hatay Sultan Sofrasında yöre mutfağının çok başarılı uygulamarını tatma imkanım oldu. Tad olarak zirve yaptığım mekanlardan biri olarak kişisel tarihimdeki yerini aldı :)

Adres: İstiklal Cad. No: 20 Antakya Hatay

Antakya – Leban Cafe Restoran ve Meze Evi

Mayıs 23rd, 2012

Antakya Türkiye’nin yemek konusunda en zengin yerlerinden biri. Araştırmalarımda eski bir Antakya evinde yapılan bu restoranın ismi geçiyordu.

Bölgenin en meşhur salatalarından biri zahter salatası. Zahter bölgede yetişen bir kekik türünün arapça adı. Tadı bildiğimiz kekik ile çok benziyor ama bazı fiziksel detaylarda ayrılıyormuş. Mesela yapraklarının daha sivri olduğunu söylediler.

Genellikle yemeklerden önce alınan oruk (içli köfte) ve kaytaz böreği. Kaytaz böreği kıymanın nar ekşisi ile yoğrulması sunucu içine baharat ve ince doğranmış soğan da atılarak fırında yapılıyormuş.

Nefis… Bölgede humus tüketimi çok yaygın. Bu mekanda en merak ettiğim mezelerden biri de humustu. Garson bize tereyağlı humusu önerdi.

Tek kelime ile harika. Humusa tabağın içinde başka bir tabak gibi form verilmiş. Ortasına tereyağı dökülmüş ve tereyağının içinde çam fıstığı kavrulmuş. Humusun çeperlerine maydanoz,  pul biber, kimyon serpiştirilmiş. Daha ne diyeyim…

Ve en son ortaya söylediğimiz maklube.

Maklube arapça kökenli bir sözcük. Kalıplanmış anlamında kullanılıyor. Normalde büyük ebatlarda pişiriliyor ve bizim gittiğimiz gün şansımıza günün menüsünde vardı. Pilavın içinde patlıcan, et, çam fıstığı ve çeşitli baharatlar vardı.

Adres: Gazipaşa cad. No 5 ortadoks kilise yanı, Antakya.

 

Kahramanmaraş – Yaşar Pastanesi

Mayıs 23rd, 2012

Kahramanmaraş belki de dünyanın en güzel dondurmasının üretildiği yer. Roma dondurması kadar meşhur değilse bunun en büyük sebebi pazarlama yeteneğidir diye düşünüyorum. Maraş dondurmasının en bilinen mekanı ise ismini “Maraş Dondurması” kısaltması ile almış MADO. MADO’nun kökü ise Maraş’taki Yaşar Pastanesine dayanıyor.

İçeriden görünümü:

Maraş dondurmasının en önemli özelliği Ahir Dağı’nın eteklerinde büyüyen keçilerin sütü ve yine bu dağda yetişen orkide çiçeğininden elde edilen saleple yapılıyor olması. Malzemelerin dövülmesiyle yapılan bu dondurma sakız gibi ve yoğun. Yoğunluğu ve sertliğinden dolayı bıçakla servis ediliyor ve üstüne rendelenmis antep fıstığı serpiştiriliyor.

Mükemmel bir dondurma yemek istiyorsanız bu dondurmayı kesinlikle es geçmemelisiniz.

Adres: İsmet Paşa Mah. Trabzon Bulvarı  Kahramanmaraş

Şanlıurfa – Ali Baba Ciğer Kuşbaşı

Mayıs 23rd, 2012

Urfa’da yenilebilecek en meşhur yiyeceklerden biri herhalde ciğerdir. Haşimiye Meydanı’nda yan yana ciğerciler var.

Biz tavsiye üzerine Ali Baba Ciğer Kuşbaşı’ya gittik.

Ciğeri beklerken yemeniz için bol acılı (isotlu), nar ekşili bir soğan salatası geliyor.

Ciğeri şişte yapıyorlar ama sizin önünüze şişte gelmiyor. Kendileri lavaşın içine çıkartıp isotu atıp öyle getiriyorlar. Tabii etraftaki masadan gözlemlediğim kadarı ile hemen her masa kendi istediğince üzerine isot atıyor.

Ciğer kıvamında pişirilmiş ve gayet lezzetli. Urfa’ya giderseniz ciğer, kuşbaşı vs şiş Haşimiye Meydanında deneyebilirsiniz.

Birecik – Zeugma Restoran

Mayıs 23rd, 2012

Fırat’ın kenarına gelipte Fırat’tan çıkan balıktan yemeden olmaz. Birecik’ten geçerken Fırat’ın kenarında gözümüze çarpan Zeugma Restoran’a oturduk.

Bu restoran Fırat Nehri kenarında güzel bir yere kurulmuş.

Restoranın sahipleri aynı zamanda balıkçı imiş. Bize 1 2 gün önce Fırat Nehri’nden tuttukları büyük alabalığı önerdiler. Biz de kabul edip balığımızı bekledik.

Ne yazık ki balık çok pişmiş ve lezzeti oldukça düşmüş. Onun için iyi bir damak tadı hafızası bıraktığını söyleyemem. En azından Fırat kenarında Fırat’ın kendi balığını deneyerek kendime verdiğim görevimi yerine getirmiş oldum :)

 

Gaziantep – Koçak Baklava

Mayıs 23rd, 2012

Gaziantep’e gidip başta baklava olmak üzere tatlı yemeden geri dönmek olmaz. Yaptığım istihbarat doğrultusunda tatlı yemek için duraklarımdan biri Koçak oldu.

Vitrindeki tatlılarla uzun uzun kesiştik.

Daha sonra da içeride tezgahtaki tatlılarla kesişmeye başladık.

Sonra 3 tatlı çeşidinden birer dilim söylediğim tabağım geldi:

Baklava, şöbiyet ve yaprak şöbiyet üçlüsü tam bir bomba. Yerken damağımda lezzet bombaları patlıyor. En son yediğim yaprak şöbiyetin içindeki bol fıstıklı ve kaymaklı bölüm damağımla buluşunca bi ara kendimden geçmişim, bir iki tokatla anca kendime geldim :)

Adres:

Koçak Baklava
– Merkez

Budak Mahallesi Ali Fuat Cebesoy Bulvarı
Şehit M.Engin Özdinç Sokak No:3
Şehitkamil
Gaziantep

 

– Şube

Gazi Muhtar Paşa Bulvarı

No:29/G (Akbank Karşısı)
Şehitkamil
Gaziantep

 

Mardin – Antik Sur Restoran

Mayıs 23rd, 2012

Mardin’de ana caddede gezerken akşam yemeğimizi Kervansaray Surur Hani içerisindeki Antik Sur Restoranda yemeğe karar verdik. Yöresel lezzetlerden tatmak için içinde birçok yöresel lezzetin bulunduğu Mardin Aşçı Tabağı’ndan söyledim.

Mardin Aşçı Tabağının içinde içli köfte (ırok), sembuse, etli ekmek, pilav üstü tandır ve dolma vardı. Yemeklere kötü diyemesem de iyi de diyemiyorum. Orta halli bir lezzet sunuyor. Açıkçası yöresel bu lezzetlerden beklentim de daha fazla idi. Daha iyi bir sunum ve daha iyi bir lezzet bekliyordum. Fakat ayran bol köpüklü ve güzel :)

Han içinde olması sebebi ile Mardin’in kurulumuş olduğu dağın eteklerini görmese de yemek yerken yukarı doğru kaleyi izleyebiliyorsunuz. Fiyatları eşdeğerlerinden biraz aşağı olsa da fiyat/lezzet olarak performansı bence çok iyi değil.

Adres: 1 Cadde Kuyumcular Carsisi | Kervansaray Surur Hani, Mardin, Türkiye

Adana – Birbiçer Kebap

Mayıs 23rd, 2012

Adana deyince akla ilk gelen Adana Kebap oluyor. Adana’da gittiğimiz Birbiçer Kebap girişindeki büyük ocakbaşı ile dikkat çekiyordu.

Siparişimizi verdikten sonra gelen salatalar:

Tabii Adana’ya gelmişseniz yiyeceğin yanına bir de şalgam söylemek racon gereği:

İlk önce ciğer ve kuşbaşı şiş geldi.

Kıvamında pişirilmiş, nefis olmuş. Daha sonra adana kebap geldi:

Lezzet fırtınası devam ediyor. Kebapta gayet başarılı. Ortam ve fiyat olarak lüks olmayan, sade, basit ama işini düzgün yapan bir mekan. Kebapları ve şişleri gerçekten çok lezzetli.

Mardin – Cerciş Murat Konağı

Mayıs 18th, 2012

Cerciş Murat Konağı Mardin’de en güzel yöresel lezzetleri yiyebileceğiniz bir restoran. Ayrıca manzarası ile de enfes bir ortam vadediyor. Teras katı:

image

Ara kat:

image

Üzeri ceviz dolu olarak gelen zahter salata harika:

image

Kızartılmış içli köfte olan ırok un fotoğrafını çekmek son anda aklıma geldi. Açlık ve lezzetten dolayı…

image

Esas assolist ise kaburga dolması:

image

Kaburga dolmasındaki etler emin ellerde soyulduktan sonra:

image

Etler ağızda dağılıyor, tam bir lezzet fırtınası esiyor…
Manzaralı yerden masa istiyorsanız önceden rezarvasyon yaptırmanız gerekir.
Ölmeden önce yenilesi yemekler için gidilmesi gereken bir mekan.

Gaziantep – Tahmis Kahvesi

Mayıs 14th, 2012

Tahmis kahvesi 1640 yılında yapılmış iki katlı bir yapı.

image

Tahmis’in kelime anlamı, “kahve dövülen yer” demek. Kahvenin ismi de buradan geliyor. Çeşitli içecekler olsa da bölgeye özgü menengiç kahvesi en merak ettiğim tattı.

image

image

Tadı gerçekten de ilginç. Yabani fıstık da denilen menengiç bitkisinin kurutulup kavrulup türk kahvesi şeklinde pişirilmesi ile yapılıyormuş. Ben tadı için iyi veya kötü demektense ilginç ve denenmesi gerekir diyorum. Ayrıca menengiçin birçok derde deva olduğu söyleniyor.